Cihat Yaycı: Avrasyacı da NATO’cu da mandacı zihniyettir

“Mavi Vatan Türkiye’nin Geleceğidir” adlı konferansa katılan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, program öncesi SÖZCÜ’ye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Türkiye’de, Avrasyacılar ile NATO’cular arasında yaşanan tartışmalara değinen Yaycı, bu tür ayrımların, Türkiye’yi menfaatlerinden uzaklaştırdığını söyledi:

BENİM PERGELİMİN MERKEZİ ANKARA’DA

– Ben başından beri şunu söylüyorum; ben ne NATO’cuyum ne de Avrasyacıyım ben Türkiyeciyim, Atatürk gibi Türk milliyetçisiyim. Benim pergelimin merkezi Ankara’dır. Ben Ankara’dan olaylara bakmaya çalışıyorum. Türkiye’nin menfaati ve keskin cepheleşmelerin Türkiye’ye kesinlikle fayda getirmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü Avrasyacı yada NATO’cu olmak demek mandacı zihniyet demek.

– Hâlbuki eğer Türkiyeci olursanız eğer menfaatiniz bugün Avrasya ile bir konuda menfaatimiz varsa onunla da ilişki kurarım Atlantik ile menfaatim varsa onunla da ilişki kurarım. Ama Türkiye’deki bu yapılanma hakikaten trajikomik bir yapılanma. Bir yapıda yer alırsan öteki tarafa tamamen sırtını dönüyorsun öteki tarafta yer alırsan diğer tarafa tamamen sırtını dönüyorsun.

ABD İLE RUSYA PKK’YI BERABER KULLANIYOR

– Devletler faydacıdır kendi menfaatlerine göre hareket ederler. Bugün görüyorsunuz Rusya’nın Kudüs Büyükelçisi tam savaşın başlangıcında açıklama yaptı. “İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerine karışmayacağız” dedi. Bugün İsrail Başbakanı Rusya’ya gidip geliyor, Şam’ı İsrail uçakları gidip bombalıyorlar ve bu esnada Ruslar hava savunma sistemini kapatıyorlar. Bugün Suriye’de ABD ile Rusya, PKK-YPG’yi beraber kullanıyorlar. Onların arasında böyle bir ayrım yokken onlar dahi birbirleriyle menfaatleri doğrultusunda ilişki kurabilirken bizim olmayan savaşta böyle bir ayrıma girmemiz doğru bir şey değil.

KENDİ MENFAATİMİZİ DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ

– Ortada bir işgal var, bu işgal ne olursa olsun reddedilmesi gereken bir işgaldir. Ama bu arada reddederken kendi menfaatimizi düşünmek zorundayız. Rusya bizim ikinci ekonomik ortağımız, Ruslarla bir anda ilişkimizi niye bozalım? Ya da Ukraynalılarla niye bozalım? Biz kendi menfaatlerimiz noktasında hareket etmeliyiz ki şu anda da gördüğüm kadarıyla Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet genleriyle düzenli bir politika izlenmeye çalışılıyor.

ATATÜRK KİSVESİYLE AMERİKAN YANDAŞLIĞI YAPANLAR VAR

– İyi ki Atatürk varmış, Atatürk bizlere bunları göstermiş ve devletin genlerine işlemiş. Bu nedenle ben NATO’cu, Avrasyacı, Atlantikçi gibi ayrımların bizleri böldüğünü, Türkiye menfaatlerinden uzaklaştırdığını düşünüyorum. Atatürk hem batıyla hem doğuyla hep iyi ilişkiler kurmuş ve devletin bekasını böyle sağlamış, niye biz aynısını yapmayalım? Ve bunu Atatürk kisvesine sarılarak, Amerikan yandaşlığını savunanlar var. Rusçuluğu ve Çinciliği, Atatürk kisveliğine sarılarak savunanlar var. Atatürk asla böyle bir yapıya girmedi ve kendisini konumlandırmadı.

MONTRÖ’YÜ SAVUNAN ABD VE BATI

– Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Montrö’yü savunan ve sahip çıkılmasını isteyenler ABD ve Batı… Bugün Montrö, Rusya’ya karşı kullanılıyor. Halbuki bize hep algılatılmaya çalışılan şey şuydu; bir kriz anında ABD, NATO ve diğer Batı gemileri Montrö’yü deler, Montrö’yü istemiyorlar. Montrö onları kısıtlıyor Montrö’yü delerler ve Karadeniz’e yığılırlar diyorlardı. Ama gördüğümüz kadarıyla durum tam tersi.

– Bir tane Amerikan gemisi yok, delen yok, girmek isteyen yok. Ne Amerikan gemisi var, ne İngiliz gemisi var ne de başka bir şey var. Öyle bir şey söz konusu olmadığına göre ve Rus gemilerine “Boğazları kapatın” diye ısrar olduğuna göre ve bugün Montrö anlaşmasını eğer Ukrayna’yı Amerikancı, Rusya’yı Avrasyacı olarak görenler varsa Ukrayna’nın da imzacı olduğunu unutmasınlar.

– Montrö anlaşmasının imzacısı dokuz devletin sekizi şu anda Amerikan müttefikidir. Soru şudur; eğer Amerika ya da NATO, Montrö’yü delmek isteseydi, Montrö’den rahatsız olmuş olsalardı sekiz devletten bir tanesinin itirazı yeterliydi bu anlaşmanın feshi için. Niye etmediler? Demek ki Montrö’yü savunan güç ABD ve Batı’dır.

TÜRKİYE DOĞU AKDENİZ’DE AKTİF DURUMA GEÇMELİ

– Suriye bağlamı ve Rusya’nın oradaki pozisyonu çok önemli. Suriye’de, Rusya ve ABD, YPG-PKK’yı desteklemekte uzlaşmış gözüküyorlar. Orada birbirlerine karşı bir silah sıkma durumları da yok. YPG, PKK, PYD’li teröristler Münbiç’e kadar Rus bayrağı takıyorlar araçlarına, Münbiç’i geçtikten sonra da Amerikan bayrağı takıyorlar.

– Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs’ın varlığı çok önemlidir. Ancak soru şudur; yarın NATO, “Bütün NATO üyeleri benim uyguladığım yaptırımları uygulayacak” derse ve Türkiye’den başka da herkes kabul ederse ve Türkiye bunu veto eder ve uygulamazsa ve sonrasında bir karar alınır, Türkiye NATO’dan çıkartılırsa o zaman Güney Kıbrıs Rum yönetimi NATO’ya alınırsa, NATO’ya alındıktan sonra Güney Kıbrıs Rum yönetiminin toprakları Türkiye tarafından işgal edilmiş denilirse ve beşinci madde yürürlüğe sokulursa, Türkiye’ye karşı bir müdahalede bulunurlar mı bulunurlarsa dengeler nasıl değişir ona ciddi şekilde bakılmalıdır.

MASADA VAR OLMAK İSTİYORSAK SAHADA OLMALIYIZ

– Doğu Akdeniz’de doğrudan bir etkisi olmayabilir şu anda ama bundan sonra zincirleme olayların Doğu Akdeniz’e çok ciddi etkisi olabilir. Rusya’nın Suriye’den kuvvet boşaltması durumunda ve burayı Amerikalılara, PKK ve YPG’ye tamamen terk ederse o zaman denklem değişebilir.

– Boğazları kapattıktan bir ay sonra Rusya ‘Ben Suriye’deki birliklerimi desteklemek zorundayım, askeri gemilerle mühimmat göndermek zorundayım. Boğazlardan geçmeleri lazım’ derse ve savaş o zamana kadar devam ediyorsa Türkiye’ye karşı bir baskı uygularsa Türkiye ne yapacaktır onları da düşünmek lazım. Doğu Akdeniz’de Türkiye pasif durumdan aktif duruma geçmeli varlık göstermelidir. Şu anda hiçbir sismik araştırma ve sondaj gemisi Doğu Akdeniz’de yoktur bir an önce orada da varlık göstermelidir. Eğer masada var olmak istiyorsak sahada var olmalıyız.