Avrupa Rus gazına alternatif arıyor! Türkiye-İsrail rotası masada

Rusya’nın Ukrayna’ya geçen ay başlattığı saldırıların ardından Avrupa ülkeleri, daha önce pek ihtimal verilmeyen bir adım atarak enerji alanında bağımlı oldukları Rusya’ya ağır yaptırımlar başlattılar ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmenin yollarını aramaya başladılar.

Türkiye ve İsrail ise 9 Mart’ta cumhurbaşkanı seviyesinde bir araya geldi. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde yeni bir dönem başlamış oldu. Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıpranan ikili ilişkilerin düzeleceğini ve enerji konusunda işbirliğinin tekrar başlayabileceğini ifade etti.

Enerji Bakanı Fatih Dönmez ise, geçen hafta CNN Türk televizyonuna yaptığı açıklamada İsrail gazının uluslararası pazarlara taşınması için en ekonomik yolun Türkiye’den geçtiğine dikkat çekerek gelecek ay gerçekleşmesi muhtemel İsrail ziyaretinde iki ülke arasında doğalgaz akışının yapılıp yapılamayacağı konusunda ana hatlarıyla görüşmeler yapacağını ifade etti.

Türkiye ile İsrail arasında ilk defa 1990’lı yılların sonunda başlayan doğalgaz hattı kurulumu istişarelerine katılan Yardım, Reuters ile söyleşisinde çalışmaların geçmişi ve hattın kurulması için aşılması gereken engeller hakkında bilgi verdi.

Yardım, İsrail’den Türkiye’ye uzanacak muhtemel bir boru hattı yurtiçine doğalgaz sağlayacağı gibi, gazın yurtiçi iletim sisteminden geçerek farklı güzergahlarla Avrupa’nın tüketim merkezlerine, hatta Ukrayna’ya kadar taşınabileceğini belirtti.

Yardım, “Ceyhan ile İskenderun arasından Türkiye’ye girecek olan doğalgaz, kapasitesi artırılırsa TANAP boru hattıyla veya Türkiye-Yunanistan hattıyla Güney Avrupa’ya; Batı hattı kullanılarak ise Ukrayna’ya kadar taşınabilir” dedi.

Yardım’ın verdiği bilgiye göre 1990’lı yılların sonu ile 2000’lerin başı arasında İsrail’e gaz taşıyacak iki ayrı boru hattı hakkında Türkiye çalışma yürüttü.

Proje ilk etapta Türkiye üzerinden İsrail’e, daha sonraki yıllarda ise Mısır-İsrail üzerinden Türkiye doğru gelişti.

Her ne kadar İsrail’in 2009-10 yıllarında yeni doğalgaz yataklarını keşfetmesinin ardından İsrail’e gaz taşıyan projeler rafa kaldırılmış olsa da Yardım, rotaların Türkiye tarafından o zamanlarda iyi etüd edildiğini ifade etti.

Mısır gazının İsrail üzerinden taşınması için üzerinde 2001 yılında çalışılan güzergah deniz altından geçiyor, jeopolitik kaygıları ve taşıma fizibilitesini en iyi şekilde gözetiyordu.

Boru hatlarının hayata geçirilmesi için gaz alımlarının ve karşılığında gerçekleşecek ödemelerin garanti edilmesi gerekiyor. Bu anlaşmalar imzalandıktan sonra inşa aşamasına geçiliyor.

Yardım’a göre hattın finansal olarak inşa edilebilir hale gelmesini sağlayacak 10 milyar metreküp ve üzeri sevkiyat hacimlerini satın alma gücü Türkiye’de sadece kamu şirketi BOTAŞ’ta bulunuyor. Ancak BOTAŞ’ın yeni bir uluslararası alım anlaşması yapabilmesi için kanunlarda değişiklik yapılması gerekiyor.

Yardım doğal gaz boru hattı projesinin işletmeye başlamasının beş yıl alabileceğini ifade ederek, “Bu gaz Avrupa’ya taşınacaksa uluslararası bir anlaşma, ev sahibi ülke (HGA) ve ikili ülke anlaşmalarının yapılması lazım. Diğer örnekler ve tecrübeler uzun yıllar boyunca Avrupa’ya gaz taşıyacak bir hattın hayata geçirilmesi en az dört veya beş yılı bulabileceğini gösteriyor” dedi.

HAT İLK DEFA 1996’DA GÜNDEME GİRDİ

İsrail ile Türkiye arasındaki doğalgaz boru hattı kurulması için ilk istişarelerin kendisinin BOTAŞ’ta görevli olduğu 1996 yılında başladığını ifade eden Yardım, bu dönemde İsrail’in kendisine ait doğalgaz veya petrol rezervlerinin bulunmadığını belirtti.

Yardım, “İsrail doğalgaz piyasasını öğrenmek istediğini belirtti ve nasıl ithal edilir, nerede kullanılır, alım anlaşmaları nedir, bunları anlatmak için 1996 yılında İsrail Hayfa’ya seyahat ettik. O zaman ilgilendikleri doğalgazı konutlarda kullanmak yerine yerine kömür ve petrol ürünleri ile ürettikleri elektrik santrallarını ithal gaza dayalı elektriğe çevirmek ve elektrik üretiminde doğalgaz kullanmaktı” dedi.

İsrailli Del Men, Gazprom ve o zamanki adıyla Trans-Canada şirketlerinin Rusya ile Türkmenistan’da çıkarılan doğalgazı Türkiye üzerinden İsrail’e taşımak için çalışma yaptıklarını ifade eden Yardım, daha sonra Rusya’nın Laserre projeyi Mavi Akım adıyla görücüye çıkardığını söyledi.

Ancak Mavi Akım sonunda sadece Türkiye’ye doğalgaz taşıyan bir boru hattı olarak 2005 yılında işletmeye alındı.

Yardım, Mavi Akım’ın 1997 yılında 8 bcm’i İsrail’e uzanacak, toplam 24 bcm gaz taşıyacak üç hat şeklinde kurgulandığını, ancak inşaatın başladığı 2001’den iki yıl önce Türkiye’ye 16 bcm gaz taşıyan bir boru hattı olarak nihai halini aldığını ifade etti.

TÜRKİYE-İSRAİL-MISIR BAĞLANTISI

Yardım’ın verdiği bilgiye göre 1999 yılında terörist başı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra Mısır ile Türkiye’nin ilişkilerinin gelişmeye başlamasıyla birlikte İsrail’den geçecek diğer bir boru hattı da gündeme geldi.

Mısır’ın o dönem ihracata yetecek kadar doğalgazı olduğunu kaydeden Yardım, önce doğalgazın sıvılaştırılmış şekilde (LNG) gemilerle İskenderun’a taşınması, ardından da İsrail üzerinden Türkiye’ye doğalgaz boru hattı kurulması için iki ülke arasında resmi mutabakat sağlandığını belirtti.

Yardım, “2001 yılında bu hattın önce Mısır’dan İsrail’e yılda 10 bcm olarak bağlanması konuşuldu. Oradan da bir kolu Ürdün ile Filistin’e, diğer kolu 4 bcm olarak Türkiye’ye bağlanacaktı” dedi.

Yardım, Mısır’ın bu hattı işletmek için kurduğu East Mediterranean Gas (EMG) adlı şirket ile müzakereler sonucunda İskenderun’a yılda 4 bcm gazın boru hattıyla teslimi için anlaşmaya varıldığını, ancak Türkiye’nin 2001 yılında girdiği ekonomik krizi ve Mısır’ın petrol ile doğalgaz kaynaklarını yeterince hızlı geliştirememesi nedeniyle anlaşmanın devreye alınmadığını ifade etti.

Boru hattı olmazsa İsrail gazının bir şekilde Mısır üzerinden dolaylı yoldan LNG olarak da satın alınabildiğine dikkat çeken Yardım, Doğu Akdeniz’de bulunacak yeni sahalarla daha uzun yıllar bu tür projelerin enerji gündemindeki yerini koruyacağını ifade etti.