ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt: Tarih, Atatürk’ün haklılığını gösterdi

Rusya-Ukrayna savaşı, Türkiye’nin politikası ve geleceğine ilişkin sorularımızı bu kez ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt’a yönelttik. “Emekli amiraller haklı çıktı” diye girdi söze Bozkurt; “Montrö, dünyayı üçüncü dünya savaşından korudu” diye devam etti. Rusya-Ukrayna savaşıyla çok kutupluluk daha tartışılır hale geldi. Türkiye de bu süreçte taraflarla ilişkilerini sürdürüyor. Peki, ADD Başkanı durumu nasıl görüyor?

“Rusya’yla Ukrayna arasındaki savaş bağıra bağıra geldi. Egemen bir ülkeye saldırı doğru bulunamaz. Bu savaşın haklı bir yanı yok. İnsanlar evlerinden oluyor, siviller ölüyor, savaşın bütün acıları yaşanıyor. Atatürk’ün dediği gibi, vatan ve millet tehlikede değilse savaş cinayettir. Burada şunu da görüyoruz: Ukrayna bir ulus devlet olamamanın, Ukrayna halkı millet olamamanın sorunlarını yaşıyor. Filler tepişiyor, Ukrayna çimeni eziliyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra kuzey komşumuzla saldırmazlık anlaşması, Doğu’da Sadabat Paktı, Batı’da Balkan Paktı, İkinci Dünya Savaşı’nın doğum sancılarını çeken ülkelerini bir araya getirerek de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni imzaladı.”

– Montrö’nün önemi de açığa çıktı, iktidar da vurguluyor. Diğer yanda Montrö’yü savunan emekli amiraller yargılanıyor.

AKIL TUTULMASI

“Bu tam bir akıl tutulması. Montrö olmasaydı Karadeniz bir savaş denizi olacaktı. Amiraller, “Montrö son derece önemli” dedi. Amirallerin yargılanması başlamadan savaş çıktı, Erdoğan başta olmak üzere bütün iktidar yetkilileri ve bütün dünya ülkeleri Montrö’nün önemini gördü. Dünya lideri olmak, olacakları önceden sezinleyip olacaklara karşı ulusunu korumakla mümkün. Mustafa Kemal bunu yaptı. Dünya, İkinci Dünya Savaşı’na doğru giderken Türkiye 10 ülkeyi bir masanın etrafına oturtmayı başardı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni imzalattı. Dünyada kıtalararası suyolunun iki yakasının da aynı devletin kontrolü altında olduğu başka örnek yok. Dünya lideri olmak işte tam da budur.” ? ANKARA

MACERA ARAMAMIZA GEREK YOK

– Yetkileri kısıtlanmış bir Meclis ile 23 Nisan‘ın 102. yılını kutlayacağız. Sistem tartışmaları da sürüyor. Bir çağrınız var mı?

“Bağımsızlık Savaşı’nı yürüten, savaşın en çetin günlerinde açık tutulan ve fikri sorulan Meclis’in 102. kuruluş yılındayız. Bugün maalesef Meclis işlevsiz. Kuvayı Milliye kahramanlarının karşısına çıkacak yüzümüz olduğu kanaatinde değilim. Cumhuriyetin de 100. yılına gidiyoruz. Bizim demokrasimizi kuran irade, Meclis iradesidir. Batı’dan alınan güçlendirilmiş parlamenter sistem, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, başkanlık sistemi gibi maceralar aramamıza gerek yok. Başarısı kanıtlanmış yol ve yöntemleri terk etmek, akıllı insanların yapacağı işler değil. Meclis iradesini esas alan bir devlet yönetme sistemine yeniden dönmek gerekiyor. Meclis bugün milli iradeyi yansıtmıyor. Türkiye’nin TBMM’yi bir an önce irade sahibi kılması ve devletin kaderine el koyan, milli iradenin ortaya konulduğu yer olarak hayata geçirmesi lazım.”